Xabi Alonso’nun ayrılığına giden süreçte, 78 yaşındaki ismin profesyonel kadroda gördüğü bazı eksiklikler ve sorunlar dikkatinden kaçmadı. Kulüp içinde yaşananlardan memnun olmayan başkan, kontrolü yeniden eline alarak sürece doğrudan dahil oldu.
Birkaç hafta önce yaşanan sportif sıkıntılar, Real Madrid cephesinde adeta alarm zillerinin çalmasına neden oldu. İspanyol basınında yer alan iddialara göre kulübün başkanı Florentino Pérez, takımı yeniden doğru yola sokabilmek adına sorumluluğu doğrudan üstlendi. Tecrübeli başkanın, bu süreçte tam beş futbolcuyla bire bir görüşmeler gerçekleştirdiği öne sürüldü.
Radyo istasyonu Cadena SER’in haberine göre Pérez, hem saha içindeki düşüş hem de kulüp içinde yaşanan gelişmeler karşısında müdahale etmeyi bir görev olarak gördü. Özellikle teknik direktör Xabi Alonso’nun görevden alınması ve Kral Kupası’nda Albacete karşısında yaşanan utanç verici eleniş gibi sonuçlar, kulüp yönetiminde büyük rahatsızlık yarattı.
Bu tablo karşısında geri planda kalmak istemeyen Florentino Pérez’in, takım içindeki lider oyuncularla doğrudan temas kurarak hem motivasyonu artırmayı hem de sorumluluk bilincini yeniden tesis etmeyi hedeflediği ifade edildi. Amaç ise net: İspanya’nın rekor şampiyonunu yeniden istikrarlı ve iddialı bir çizgiye taşımak.
İddialara göre Florentino Pérez, bu süreçte bire bir görüşme yaptığı isimler arasında Jude Bellingham’ı da özel olarak karşısına aldı. Başkan Pérez’in bu görüşmede, takımın içinde bulunduğu düşüşün durdurulabilmesi için oyuncu grubunun genel tutum ve davranışlarında köklü bir değişim gerektiğini net bir şekilde vurguladığı belirtildi. Mesaj açıktı: Sahadaki ve saha dışındaki alışkanlıklar değişmeden gidişatın tersine çevrilmesi mümkün değildi.
Bellingham’ın, görevden alınan teknik direktörle sorun yaşadığı öne sürülen futbolcular arasında yer aldığı da kulislerde konuşulan konular arasındaydı. Ancak İngiliz milli futbolcu, bu iddiaları kesin bir dille reddederek Alonso ile kişisel bir problemi olmadığını savundu.
Florentino Pérez’in gündemindeki diğer isimler ise takım kaptanı Fede Valverde ile Eduardo Camavinga oldu. Orta sahada görev yapan bu iki oyuncunun, yaşanan sakatlık krizleri nedeniyle zaman zaman istemedikleri halde bek pozisyonlarında oynatılmalarından rahatsızlık duydukları ve bunu dolaylı ya da doğrudan şekilde dışa vurdukları ifade edildi.
Bu noktada Pérez’in, oyuncularından daha yüksek bir disiplin anlayışı beklediği ve takım menfaatinin her şeyin önünde gelmesi gerektiğini sert bir dille hatırlattığı aktarıldı. Deneyimli başkanın mesajı netti: Kişisel tercihler ve memnuniyetsizlikler, takımın başarısı söz konusu olduğunda geri planda kalmalıydı.
Radyo kanalı Cadena SER’in aktardığına göre, bu görüşmelerin ardından Valverde ve Camavinga kendilerine verilen görevleri hiçbir şikâyette bulunmadan yerine getirmeye başladı. Kulüp içinde ise Pérez’in doğrudan müdahalesinin, soyunma odasında disiplin ve odaklanma açısından belirgin bir etki yarattığı konuşuluyor.
Kulüp Başkanı Florentino Pérez, Arda Güler ve Franco Mastantuono ile bir araya geldi
Kulüp başkanı Florentino Pérez, bireysel görüşmeler kapsamında Arda Güler ile Franco Mastantuono’yla da bir araya geldi. Genç yaşlarına rağmen büyük potansiyele sahip olan bu iki yetenek, Xabi Alonso döneminde sezona umut verici başlangıçlar yapmıştı. Ancak son aylarda forma şansı bulmakta zorlanan ve sahaya yansıttıkları performansla beklentilerin altında kalan ikilinin, bu süreçten olumsuz etkilendiği ifade ediliyordu. Pérez’in motivasyon ağırlıklı konuşmasının ardından ise hem Arda Güler’de hem de Mastantuono’da yeniden bir çıkış eğiliminin gözlemlendiği belirtiliyor.
Bu olumlu tablo yalnızca genç oyuncularla sınırlı kalmadı. Son haftalarda takım genelinde de belirgin bir toparlanma dikkat çekiyor. Teknik direktörlük görevine Xabi Alonso’nun ardından getirilen Álvaro Arbeloa yönetiminde her ne kadar söz konusu kupa karşılaşması hayal kırıklığıyla sonuçlanmış ve Santiago Bernabéu’daki ilk iç saha maçında futbolcular taraftarların sert tepkisiyle karşılaşmış olsa da, havanın kısa sürede değiştiği görülüyor.
Nitekim bu zorlu başlangıcın ardından takım, Şampiyonlar Ligi’nde AS Monaco karşısında sergilediği 6-1’lik etkileyici galibiyetle adeta gövde gösterisi yaptı. Bu performansı, LaLiga’daki kritik mücadelede FC Villarreal karşısında alınan kontrollü ve net 2-0’lık zafer izledi. Alınan bu sonuçlar, hem takım içindeki özgüveni hem de tribünlerle olan bağı yeniden güçlendirdi.
Madrid ekibi, bu küçük ama değerli galibiyet serisini Çarşamba akşamı Şampiyonlar Ligi’nde sürdürmeyi hedefliyor. Beyazlar, deplasmanda Portekiz’in güçlü temsilcisi Benfica ile karşı karşıya gelecek. Turnuva tablosunda şu anda üçüncü sırada yer alan Real Madrid, play-off aşamasını şimdiden garantilemiş durumda. Ancak kulübün net hedefi, işi riske atmadan doğrudan eleme turlarına katılım hakkı elde etmek. Bu doğrultuda Benfica karşılaşması, yalnızca prestij değil, stratejik açıdan da büyük önem taşıyor.
Real Madrid'in rekor transferleri:
Real Madrid, futbol tarihinde transfer piyasasına yön veren kulüplerin başında geliyor. İspanyol devi, yıllar boyunca kadrosunu güçlendirmek adına dünya futbolunun en büyük yıldızları için rekor bedeller ödemekten çekinmedi. Kulüp tarihine geçen en pahalı transferler, aynı zamanda Real Madrid’in sportif vizyonunu ve iddiasını da açıkça ortaya koyuyor.
Bu listenin zirvesinde Jude Bellingham yer alıyor. İngiliz orta saha oyuncusu, 2023 yazında Borussia Dortmund’dan 127 milyon avroluk bonservis bedeliyle transfer edilerek kulüp tarihinin en pahalı imzası oldu. Genç yaşına rağmen gösterdiği liderlik ve performans, bu yatırımın neden yapıldığını kısa sürede kanıtladı.
İkinci sırada ise 2019 yılında büyük beklentilerle kadroya katılan Eden Hazard bulunuyor. Real Madrid, Belçikalı yıldız için Chelsea’ye 120,8 milyon avro ödedi. Ancak Hazard transferi, sakatlıklar ve istikrarsızlık nedeniyle beklentilerin altında kalan örneklerden biri olarak hafızalarda yer etti.
Listenin üçüncü sırasında, 2013 yılında Tottenham Hotspur’dan 101 milyon avro karşılığında transfer edilen Gareth Bale yer alıyor. Bale, Real Madrid kariyerinde kazandırdığı Şampiyonlar Ligi kupaları ve kritik finallerde attığı unutulmaz gollerle, yüksek bonservisini sportif başarıyla karşılayan isimlerden biri oldu.
Dördüncü sıradaki transfer ise kulüp tarihinin en ikonik hamlelerinden biri olarak kabul ediliyor. Cristiano Ronaldo, 2009 yılında Manchester United’dan 94 milyon avro karşılığında Madrid’e transfer oldu. Portekizli süper yıldız, Real Madrid formasıyla kulüp tarihinin en golcü oyuncusu haline gelerek bu bedelin çok ötesinde bir miras bıraktı.
Beşinci sırada ise orta saha hattını güçlendirmek amacıyla 2022 yılında kadroya katılan Aurélien Tchouaméni bulunuyor. Fransız futbolcu için AS Monaco’ya 80 milyon avro ödendi. Tchouaméni, genç yaşına rağmen fizik gücü ve oyun disipliniyle Real Madrid’in geleceğe dönük önemli yatırımlarından biri olarak görülüyor.
Bu rekor transferler, Real Madrid’in yalnızca bugünü değil, aynı zamanda uzun vadeli sportif hedeflerini de şekillendiren stratejik hamleler olarak kulüp tarihindeki yerini koruyor.
Beşiktaş, Asllani transferini açıkladı: Satın alma opsiyonlu kiralama
Inter Milan ile yapılan anlaşma kapsamında sözleşmenin 2025/26 sezonu sonuna kadar geçerli olduğu açıklandı.
Kommentar hinzufügen
Kommentare